29.05.2008 İstanbulun fethi.
Evveli Allah, sonrası yine Allah ve dahi sözlerin en güzeliyle "Bismillah"
Selamünaleyküm Gazi yadigarları şehit torunları.
Fethiniz Mübarek Olsun Fatih’in Yadigârları
Ecdadımızın şanlı tarihini,fetihlerini,kahramanlıklarını,zaferlerini, fatihlerini saymakla bitmez.3 bin yıllık geçmişe sahip ve Alemin en büyük ordularına kuran şanlı ecdadımızın zaferlerini, fetihlerini saymamız mümkün değil.O Erler ki herkesin taç (sarık) sandığı Halbuki Kefenlerini başlarında taşıdığı, gündüz fetih ile gece Zikrullah ile uğraşan Kur’an ilmiyle, Rasulüllah sevgisiyle yetişenlerdir.İşte bizler böyle bir ecdadın torunu olduğumuzu UNUTMAYALIM.
Fetih denince akla İstanbul Fatih denince akla Fatih Sultan Muhammed Han gelir.Fatih ile Fetih öylesine özleşiyor ki bu mubarek hadiseyi birbirinden ayrı hayal etmek bile bir zaiddir. Taki Ashabı-ı Kiram büyüklerimiz zamanından beri defalarca muhasara edilp durmuştur İstanbul.Çünki İstanbulu Fethetmek İslami bir gerçek olmuştu.Sebebi ise, Peygamberimiz (S.A.v.): "Kostantiniyye (İstanbul) mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir" buyurmuşlardır.Bu ulvi makama kim ulaşmak istemezdiki değimli Velhasıl Bu ulvi makama ilmiyle imanıyla tertemiz kalbiyle vede hocası Akşemseddin hz. Sayesinde Fatih Sultan Mehmet Han erişmiştir.Ne Demişti Fatih Sultan Mehmet Han : "Ya Bizans beni alır, ya ben Bizansı alırım." İşte bu aşk ve şekle sabır ve azimle tefekkürle Fatih Han 29 Mayıs 1453 sabahı karadan ve denizden görülmemiş bir azim ve büyük bir hücumla top gürültüleri arasında yükselen kös, davul, mehter sesleri, ve AllahU EKBER Nidalarıyla BİSMİLLAH sedalarıyla cengaverlerini Peygamber bize müjdeler veriyor diyerek İstanbul’a seller gibi akıtıyordu.Hatta bu anı Yahya Kemal Beyatlı nasıl özdeşleştirmişti ;
Vur pençe-i Alî’deki şemşîr aşkına
Gülbangi asmanı tutan pîr aşkına
Düşsün çelengi Rum’un eğilsun ser-i firenk
Vur Türk’ü gönderen yed-i takdir aşkına
Son savletinle vur ki açılsın bu surlar
Fecr-i hücum içindeki Tekbir aşkına.
İşte Allah aşkıyla Rasulüllah sevgisiyle AllahU EKBER nidalarıyla yapılan hucum neticesinde Ulubatlı Hasan’ın diktiği Yeşil sancak surların burçlarda dalgalanmaya başlamıştı. Çok şükür Kostantiniyye fethedilmişti.
29 Mayıs 1453 tarihinde Bir çağ kapanmış bir çağ açılmıştı.Köhne bizansın zulmü bitmiş İslam nuruyla garg olmuştu İstanbul ah İstanbul.(Şimdi ne haldesin).Bu tarih öyle bir tarih ki Ezan seslerinin çan sesini, îmanın küfrü, ilmin cehaleti, Hakkın batılı,nurun zulmeti, cesaretin cebaneti fethettiği tarihtir. Sözlerime Arif Nihat Asyanın genliğe haykıran,içerimizi sızlatan,haykırdıkça haykırasım gelen sözleriyle bitirmek istiyorum değerli kardeşlerim.
Yürü: "Hala, ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!
Allahım; Bizleri fetih ruhundan uzaklaştırma.Bizleri peygamber efendimizin hadis-i Şerifine nail olan o erlere cennette komşu eyle.Zulmün hüküm sürdüğü şu garibüzzamanda bizlere Yeni Zaferler muzaffer eyle.(Amin)